Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı huzurevleri ile huzurevi yaşlı bakım ve rehabilitasyon merkezlerine kabul koşulları yeniden düzenlendi. Yeni yönetmelikle huzurevlerine kabulde esas yaş sınırı 70 ve üzeri olarak belirlenirken, 60 yaş ve üzerindeki bireylerin hizmetten yararlanabilmesi kısmi ya da tam bağımlılık durumuna bağlandı. Düzenleme, yaşlı bakım hizmetlerinde yaş, bağımlılık düzeyi, bakım gereksinimi ve sosyal risklerin birlikte değerlendirileceği yeni bir döneme işaret ediyor.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından hazırlanan Huzurevleri ile Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezleri Yönetmeliği, 6 Mayıs 2026 tarihli ve 33245 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yönetmelik, Bakanlığa bağlı huzurevleri ile huzurevi yaşlı bakım ve rehabilitasyon merkezlerinden yararlanacak bireylerin kabul koşullarını, bakım hizmetlerinin kapsamını, hizmet sunum süreçlerini ve personel sorumluluklarını yeniden düzenliyor.
Kabul Koşullarında Yeni Ölçüt: 70 Yaş ve Üzeri
Yeni düzenlemeye göre huzurevlerine kabulde temel şartlardan biri 70 yaş ve üzerinde olmak olarak belirlendi. Önceki uygulamada 60 yaş ve üzeri bireyler huzurevi kabul sürecinde değerlendirilebilirken, yeni yönetmelikle huzurevi hizmeti daha çok 70 yaş ve üzerindeki bireyler için yapılandırıldı.
Bu değişiklik, huzurevlerinin günlük yaşam aktivitelerini büyük ölçüde bağımsız sürdürebilen ileri yaş grubundaki bireylere yönelik yatılı sosyal hizmet kuruluşları olarak konumlandırıldığını göstermektedir. Böylece kurum bakımına kabul süreci yalnızca yaş kriterine değil, bireyin bağımsızlık düzeyi ve bakım gereksinimine göre yeniden ele alınmaktadır.
60 Yaş Üzeri Bireyler İçin Bağımlılık Şartı
Yeni yönetmelikte 60 yaş ve üzerindeki bireyler tamamen hizmet kapsamı dışında bırakılmamaktadır. Ancak bu yaş grubundaki kişilerin huzurevi veya yaşlı bakım ve rehabilitasyon merkezi hizmetlerinden yararlanabilmesi için tam bağımlı ya da kısmi bağımlı ibareli Engelli Sağlık Kurulu Raporuna sahip olmaları gerekmektedir.
Bu düzenleme, özellikle 60–69 yaş aralığındaki bireyler açısından önemli bir değişiklik anlamına gelmektedir. Bu yaş grubunda bulunan bireylerin kurumsal bakım hizmetine erişimi artık yalnızca yaşa göre değil, bakım ihtiyacı ve bağımlılık düzeyine göre değerlendirilecektir.
Huzurevi ve Yaşlı Bakım Merkezi Ayrımı Netleşti
Yönetmelikte huzurevi, 70 yaş ve üzeri olup günlük yaşam aktivitelerini bağımsız biçimde sürdürebilen yaşlı bireylere yönelik yatılı sosyal hizmet kuruluşu olarak tanımlanmaktadır. Buna karşılık yaşlı bakım ve rehabilitasyon merkezi, 60 yaş ve üzeri olup bakım ihtiyacı bulunan, yaşamını başkasının yardımı olmadan sürdüremeyen bireylere sağlık, sosyal hizmet, rehabilitasyon ve psikolojik destek hizmetlerinin sunulduğu kuruluş olarak ele alınmaktadır.
Bu ayrım, yaşlı bireylerin ihtiyaç düzeylerine göre farklı hizmet modellerine yönlendirilmesini amaçlamaktadır. Böylece bağımsız yaşamını sürdürebilen bireyler ile yoğun bakım ve destek ihtiyacı bulunan bireylerin aynı hizmet kategorisi içinde değerlendirilmesinin önüne geçilmesi hedeflenmektedir.
Risk Esaslı Önceliklendirme Yaklaşımı
Bakanlık açıklamalarına göre yeni sistemde kurum bakımına erişimde risk esaslı önceliklendirme yaklaşımı benimsenecektir. Bu kapsamda ihmal, istismar, bakıma erişememe, yalnızlık, sosyal destekten yoksunluk ve ekonomik güçlük gibi risklerle karşı karşıya olan yaşlı bireylerin hizmetlere daha hızlı ulaşması hedeflenmektedir.
Bu yaklaşım, yaşlı bakım hizmetlerinde yalnızca kronolojik yaşın değil, bireyin sosyal çevresi, aile desteği, ekonomik durumu, güvenli yaşam koşulları ve korunma ihtiyacının da dikkate alınması gerektiğini ortaya koymaktadır.
Dört Kademeli Bakım Modeli
Yeni düzenlemeyle yaşlı bakım hizmetlerinde dört kademeli bir bakım modeli öne çıkmaktadır. Bu model; bağımsız yaşam, gözetimli yaşam, profesyonel destekli bakım ve ileri/ağır bakım aşamalarından oluşmaktadır.
Bu yapı, yaşlı bireylerin bakım gereksinimlerinin tek tip bir hizmet modeliyle karşılanamayacağı anlayışına dayanmaktadır. Bireyin fiziksel, psikolojik, sosyal ve ekonomik durumu birlikte değerlendirilerek uygun bakım düzeyine yönlendirilmesi amaçlanmaktadır.
Sosyal Hizmet Açısından Değerlendirme
Yeni düzenleme, sosyal hizmet açısından yalnızca bir yaş sınırı değişikliği olarak değerlendirilmemelidir. Asıl mesele, yaşlı bakım hizmetlerinin kimlere, hangi ölçütlerle, hangi önceliklerle ve hangi bakım düzeyinde sunulacağıdır.
Sosyal hizmet disiplini açısından yaşlı bireyin hizmet ihtiyacı yalnızca fiziksel bağımlılık durumuyla açıklanamaz. Yaşlı bireyin yalnız yaşaması, aile desteğinden yoksun olması, ekonomik güçlük yaşaması, ihmal veya istismar riski altında bulunması, sosyal dışlanmaya maruz kalması ve güvenli barınma imkânından yoksun olması da korunma ve bakım ihtiyacını belirleyen temel değişkenlerdir.
Bu nedenle yeni yönetmeliğin uygulamasında yalnızca yaş ve sağlık kurulu raporu değil, sosyal inceleme raporları, mesleki değerlendirme süreçleri ve bireyin bütüncül yaşam koşulları belirleyici olmalıdır.
60–69 Yaş Grubu Açısından Olası Riskler
60–69 yaş aralığındaki bireylerin huzurevi hizmetine erişiminin kısmi ya da tam bağımlılık raporu şartına bağlanması, bazı sosyal açıdan kırılgan bireyler için yeni riskler oluşturabilir. Çünkü bu yaş grubunda olup fiziksel olarak tam bağımlı olmayan; ancak yalnız yaşayan, ailesinden destek alamayan, ekonomik yoksunluk yaşayan veya güvenli barınma sorunu bulunan bireyler de kurumsal bakım veya sosyal destek ihtiyacı içinde olabilir.
Bu nedenle uygulamada tıbbi bağımlılık ölçütü ile sosyal risk ölçütü birlikte değerlendirilmelidir. Aksi hâlde fiziksel bağımlılığı bulunmayan fakat sosyal açıdan ciddi risk altında olan bireylerin hizmetlere erişiminde boşluklar oluşabilir.
Sosyal Çalışmacıların Rolü Daha Kritik Hâle Geliyor
Yeni yönetmelikte başvuru değerlendirme süreçlerinde sosyal çalışmacı, psikolog ve sağlık personelinin yer alması sosyal hizmet mesleği açısından önemlidir. Bu yapı doğru işletildiğinde yaşlı bireyin yalnızca bakım ihtiyacı değil; psikososyal durumu, aile ilişkileri, sosyal destek ağı, ekonomik koşulları, ihmal ve istismar riski ile haklara erişim durumu da bütüncül biçimde değerlendirilebilir.
Bu noktada sosyal inceleme raporları yalnızca idari bir işlem olarak görülmemelidir. Sosyal inceleme, yaşlı bireyin yaşam koşullarını, sosyal çevresini, korunma ihtiyacını ve hizmete erişim risklerini ortaya koyan temel mesleki araçlardan biridir.
Toplum Temelli Yaşlılık Hizmetleri Güçlendirilmeli
Yeni düzenlemenin sahadaki başarısı, yalnızca huzurevi ve yaşlı bakım merkezlerinin kabul koşullarına bağlı değildir. Evde bakım hizmetleri, gündüzlü bakım modelleri, aktif yaşam merkezleri, psikososyal destek hizmetleri, aile danışmanlığı, yerel yönetim destekleri ve toplum temelli yaşlılık hizmetleri de bu sürecin ayrılmaz parçalarıdır.
Kurum bakımına erişimin yeniden yapılandırıldığı bir dönemde, toplum temelli hizmetler yeterince güçlendirilmezse özellikle 60–69 yaş aralığındaki sosyal açıdan kırılgan bireyler için hizmet boşlukları ortaya çıkabilir. Bu nedenle yeni düzenleme, yaşlı bireylerin mümkün olduğunca kendi sosyal çevreleri içinde desteklenmesini sağlayacak hizmet modelleriyle birlikte uygulanmalıdır.
Hak Temelli Uygulama Esas Olmalı
Huzurevine kabul yaşının 70’e yükseltilmesi, yaşlı bakım hizmetlerinde daha hedefli, kademeli ve ihtiyaç odaklı bir modele geçiş amacı taşımaktadır. Ancak sosyal hizmet açısından temel ölçüt yalnızca yaş sınırı değildir. Asıl ölçüt; yaşlı bireyin bakım ihtiyacı, sosyal riski, güvenli yaşam koşullarına erişimi ve insan onuruna uygun biçimde desteklenme hakkıdır.
Bu nedenle yeni yönetmeliğin uygulamasında sosyal adalet, hak temelli hizmet, korunma ihtiyacı, mesleki değerlendirme ve sosyal inceleme süreçleri ön planda tutulmalıdır. Yaşlı bakım politikaları yalnızca kapasite yönetimi üzerinden değil, yaşlı bireylerin yaşam kalitesini, güvenliğini, sosyal katılımını ve hizmetlere adil erişimini esas alan bütüncül bir yaklaşımla ele alınmalıdır.
Tereke ve İzolasyon Odalarına İlişkin Yeni Düzenlemeler
Yeni yönetmelikle huzurevleri ile huzurevi yaşlı bakım ve rehabilitasyon merkezlerinde bazı fiziki ve idari düzenlemeler de zorunlu hâle getirildi. Bu kapsamda, vefat eden yaşlı bireylerin eşyalarının korunması amacıyla tereke odası uygulaması ayrı bir maddeyle düzenlendi.
Tereke odasında, vefat eden yaşlıya ait eşyaların güvenli biçimde muhafaza edilmesi esas alındı. Bu alanın 24 saat kayıt yapan güvenlik kamerasıyla izlenmesi zorunlu hâle getirildi. Ayrıca kamera kayıtlarının otuz gün süreyle saklanması hükme bağlandı. Bu düzenleme, yaşlı bireye ait kişisel eşyaların korunması, teslim sürecinde şeffaflığın sağlanması ve olası ihtilafların önlenmesi açısından önem taşımaktadır.
Bulaşıcı Hastalık Riskine Karşı İzolasyon Odası Zorunluluğu
Yönetmelikte dikkat çeken bir diğer yenilik ise bulaşıcı hastalık riski taşıyan yaşlı bireyler için izolasyon odası kurulmasının zorunlu hâle getirilmesidir.
Önceki yönetmelikte benzer uygulama “tecrit odası” ifadesiyle daha genel biçimde ele alınırken, yeni düzenlemede izolasyon odasının fiziki koşulları daha açık şekilde tanımlandı. Buna göre izolasyon odalarında doğal havalandırma ve lavabo gibi temel fiziki standartların bulunması gerekmektedir.
Bu düzenleme, kurum bakımında kalan yaşlı bireylerin sağlık güvenliğinin korunması, bulaşıcı hastalık risklerinin azaltılması ve bakım hizmetlerinin daha güvenli koşullarda yürütülmesi açısından önemli bir adım olarak değerlendirilebilir.
Kişisel Verilerin Korunması ve Bilişim Sistemi Düzenlemesi
Yeni yönetmelikte ayrıca kişisel verilerin korunması ve bilişim sistemine veri girişi konuları da ayrı maddeler hâlinde düzenlendi. Eski yönetmelikte açık biçimde yer almayan bu başlıklar, yeni metinle birlikte kurumsal işleyişin önemli unsurları arasına alındı.
Bu kapsamda, yaşlı bireylere ait kişisel verilerin işlenmesi, saklanması ve paylaşılması süreçlerinde Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’na uygun hareket edilmesi zorunlu hâle getirildi. Böylece kurumlarda kalan yaşlı bireylerin mahremiyetinin korunması, verilerin güvenli biçimde tutulması ve hizmet süreçlerinin kayıt altına alınması amaçlandı.
Bilişim sistemine veri girişi yükümlülüğü ise hizmetlerin izlenebilirliğini artırmak, kurumlar arası veri akışını düzenlemek ve bakım süreçlerinin daha sistematik biçimde takip edilmesini sağlamak bakımından önem taşımaktadır.
Yönetmelik Yürürlüğe Girdi
Sonuç
Huzurevlerine kabul yaşının 70’e yükseltilmesi ve 60 yaş üzerindeki bireyler için bağımlılık şartının öne çıkarılması, yaşlı bakım hizmetlerinde önemli bir politika değişikliğine işaret etmektedir. Yeni düzenleme, bakım ihtiyacının daha kademeli ve risk temelli biçimde değerlendirilmesini amaçlamaktadır.
Bununla birlikte sosyal hizmet açısından kritik nokta, bu düzenlemenin yaşlı bireylerin hizmetlere erişimini daraltmadan uygulanmasıdır. Risk altındaki bireylerin erken tespit edilmesi, sosyal inceleme süreçlerinin güçlendirilmesi, mesleki değerlendirmelerin dikkate alınması ve toplum temelli destek mekanizmalarının yaygınlaştırılması bu sürecin başarısı açısından belirleyici olacaktır.













