Devlet korumasında yetişen gençlere tanınan kamu istihdam hakkı, uzun yıllardır sosyal devlet ilkesinin en somut destek mekanizmalarından biri olarak görülüyor. 7578 sayılı Kanun ile yapılan yeni düzenleme ise bu hakkı yalnızca “yerleştirme” değil, “eğitim, uyum ve görevde kalıcılık” ekseninde yeniden ele alıyor.
Devlet korumasında yetişen gençlerin kamu kurumlarında istihdam edilmesine ilişkin 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu kapsamındaki hak, Türkiye’de koruma sonrası hayata geçişin en önemli sosyal politika araçlarından biri olarak uygulanıyordu. Önceki sistemde hak sahibi, korunma veya bakım tedbiri kararı bulunan, en az iki yıl sosyal hizmet modelinden yararlanan, reşit olduğu tarihte bu hizmetlerden yararlanmaya devam eden ve belirlenen süre içinde Bakanlığa başvuran kişi olarak tanımlanıyordu. Bu çerçeve, bakım sonrası gençlerin ekonomik bağımsızlığa geçişinde güçlü bir güvence sağlıyordu.
Önceki uygulamanın en önemli kazanımı, devlet korumasında yetişen gençlerin kamu istihdamına erişimini kolaylaştırmasıydı. Bu hak, gençlerin düzenli gelire kavuşmasını, sosyal güvenceye erişmesini, aile desteği sınırlı olan bireyler için bağımsız yaşam becerilerinin güçlenmesini ve toplumsal yaşama daha güvenli biçimde katılmasını sağlıyordu. Yerleştirme kontenjanlarının yıllık olarak belirlenmesi ve dönemsel yerleştirme mekanizmasının bulunması da hak sahipleri açısından öngörülebilir bir kamusal geçiş kanalı oluşturuyordu. Önceki yönetmelikte kontenjanların Mayıs, Eylül ve Aralık yerleştirmeleri için dağıtılmasına ilişkin düzenleme yer alıyordu.
Buna karşılık önceki sistemin zayıf tarafı, atamanın her zaman kalıcı uyumu garanti etmemesiydi. Kamu görevine yerleşen bazı gençler için kurum kültürüne uyum, düzenli mesai, iş disiplini, görev sorumlulukları ve ekonomik yönetim gibi alanlar destek gerektiren başlıklar olarak öne çıkabiliyordu. Ayrıca istihdam hakkının fiilen bir defaya mahsus kullanılması, göreve başladıktan sonra yaşanan uyum sorunlarının veya istifaların telafisini güçleştirebiliyordu. Yönetmelikte, atanan hak sahiplerinin daha sonra bu kapsamda yapılacak yerleştirme işlemlerine katılamayacağı düzenlenmişti.
1 Mayıs 2026 tarihli ve 33240 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7578 sayılı Kanun ile 2828 sayılı Kanun’un Ek 1’inci maddesi yeniden düzenlendi. Yeni düzenlemeye göre istihdam hakkından yararlanmak için en az beş yıl kuruluş bakımı veya koruyucu aile hizmetinden fiilen yararlanmak, reşit olunan tarihte bu hizmetten yararlanmaya devam etmek, 14 yaşından itibaren hizmet süresince 90 günden fazla izinsiz ayrılmamış olmak, en az ortaöğretim mezunu olmak, beş yıl içinde Bakanlığa başvurmak ve başvuru tarihinde 30 yaşından gün almamış olmak gerekiyor.
Yeni yaklaşımın avantajı, kamu istihdamına geçişte hazırlık, eğitim ve sorumluluk boyutunu daha görünür hale getirmesidir. En az ortaöğretim mezuniyeti şartı, kamu görevine başlayan gençlerin görev gereklerine daha hazır olması amacıyla açıklanabilir. Beş yıllık hizmetten yararlanma şartı ve kuruluştan ya da koruyucu aile yanından izinsiz ayrılma süresine ilişkin ölçüt ise sosyal hizmet süreciyle bağın güçlendirilmesi bakımından önem taşımaktadır. Yeni düzenleme ayrıca ortaöğretim ve daha üst öğrenim mezunlarının öğrenim durumlarına uygun unvanlara, diğer ortaöğretim ve yükseköğretim mezunlarının ise memur kadro ve pozisyonlarına yerleştirilmesine ilişkin esasları da içermektedir.
Düzenlemenin tartışmalı yönü ise hak sahipliği koşullarının daraltılması ihtimalidir. Özellikle eğitim süreci kesintiye uğramış, bakım geçmişi parçalı ilerlemiş veya sosyal hizmet sürecinde uyum güçlüğü yaşamış gençler açısından yeni şartlar, istihdam hakkına erişimi zorlaştırabilir. Yetiştirme yurtlarından ayrılanlar ve devlet korumasında yetişenler adına açıklama yapan YADER, teklif aşamasında beş yıl hizmet, 90 günden fazla izinsiz ayrılmama, en az ortaöğretim mezuniyeti ve 30 yaş sınırı gibi şartların hak kaybı doğurabileceği yönünde değerlendirmelerde bulunmuştu.
Yeni düzenleme, özel sektör istihdamı bakımından da teşvik mekanizmasını koruyor. 2828 kapsamına giren kişilerin özel sektörde çalıştırılması hâlinde, belirli sigorta primlerinin beş yıl süreyle Hazine tarafından karşılanmasına ilişkin hüküm düzenlemede yer alıyor. Bu yönüyle sistem, yalnızca kamuya yerleştirmeyi değil, özel sektörde istihdamı da destekleyen karma bir geçiş modeli sunuyor.
Sonuç olarak sosyal atama sistemi, önceki dönemde gençlere ekonomik güvence, sosyal koruma ve kamuya erişim avantajı sağlarken; yeni düzenleme bu kazanımları daha seçici, eğitim odaklı ve kalıcılığı önceleyen bir yapıya taşımaktadır. Ancak sistemin başarısı, yalnızca kriterlerin artırılmasına değil; bakım sonrası rehberlik, psikososyal destek, mesleki yönlendirme, kurum içi uyum programları ve izleme mekanizmalarının güçlendirilmesine bağlı olacaktır. Bu nedenle yeni yaklaşımın sosyal politika açısından temel sorusu, “kimlerin atanacağı” kadar, “atananların görevde nasıl destekleneceği” olmalıdır.













