Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından 1 Mayıs 2026 tarihli cuma hutbesi “Alın Teri Mukaddestir” başlığıyla yayımlandı. Hutbede çalışma hayatında hak ve hukuk, helal kazanç, işçinin hakkının zamanında ödenmesi, sosyal hakların gözetilmesi ve güvenli çalışma ortamı vurgulandı.
Diyanet İşleri Başkanlığı, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’ne denk gelen cuma hutbesinde çalışma hayatına ilişkin önemli mesajlar verdi. “Alın Teri Mukaddestir” başlığıyla yayımlanan 01 Mayıs 2026 tarihli hutbede, emeğin değeri, helal kazanç, işçi hakkı, işveren sorumluluğu ve çalışma ahlakı üzerinde duruldu.
Hutbede İslam’ın, kazanç ile ahlakı bir arada değerlendiren bir hayat dini olduğu belirtilerek, çalışma hayatında hak ve hukuka riayet edilmesi, helal-haram bilincinin korunması ve alın teriyle elde edilen rızkın değerinin gözetilmesi gerektiği ifade edildi.
1 Mayıs bağlamında dikkat çeken hutbede, işçinin yaptığı işi emanet bilinciyle yerine getirmesi, işini sağlam ve kaliteli yapması, evine helal lokma götürme gayreti içinde olması gerektiği vurgulandı. İşverenlere yönelik bölümde ise işçiye hakkının tam ve zamanında ödenmesi, sosyal haklarının gözetilmesi ve iş sağlığı ile güvenliği için gerekli tedbirlerin alınması gerektiği hatırlatıldı.
Hutbede çalışma ortamının yalnızca bir geçim kapısı olarak değil, karşılıklı güvenin hâkim olduğu bir alan olarak görülmesi gerektiği belirtildi. İşçi ve işveren arasında adalet, merhamet, hakkaniyet ve dürüstlük ilkelerinin esas alınmasının hem bireysel hem ailevi hem de toplumsal hayat açısından önem taşıdığı ifade edildi.
1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü ile aynı tarihe denk gelen hutbe, emeğin korunması, hak arayışı, sosyal güvenlik, güvenli çalışma koşulları ve insan onuruna yaraşır iş yaşamı başlıklarını yeniden gündeme taşıdı. Bu yönüyle hutbe, çalışma hayatının yalnızca ekonomik bir alan olmadığını; ahlaki, sosyal ve toplumsal sorumluluk boyutlarıyla da ele alınması gerektiğini ortaya koydu.
Sosyal Hizmet ve Sosyal Politika Açısından Değerlendirme
Bu hutbe, 1 Mayıs’ın sosyal politika boyutuyla doğrudan ilişkilendirilebilir. Çünkü işçinin emeğinin korunması, ücretin zamanında ve adil biçimde ödenmesi, sosyal hakların gözetilmesi ve güvenli çalışma ortamının sağlanması sosyal politikanın temel müdahale alanlarıdır.
Sosyal hizmet açısından çalışma yaşamı, bireyin yalnızca gelir elde ettiği bir alan değildir. Çalışma hayatı; aile refahı, toplumsal katılım, sosyal güvence, psikososyal iyilik hali ve insan onuru ile doğrudan bağlantılıdır. Bu nedenle işçi hakkı, sendikal haklar, iş güvenliği, sosyal güvenlik ve adil ücret talepleri sosyal hizmetin hak temelli yaklaşımıyla örtüşmektedir.
Hutbede yer alan “işçinin hakkının tam ve zamanında ödenmesi” vurgusu, sosyal adalet ve hak savunuculuğu açısından önemlidir. “Sosyal hakların gözetilmesi” ve “güvenli çalışma ortamı” vurgusu ise iş sağlığı ve güvenliği, sosyal güvenlik, çalışma barışı ve aile refahı bakımından sosyal politika alanının temel sorumluluklarını hatırlatmaktadır.













